0 %

12. HAYALLERİN HADDİNİ GERÇEKLERİN GÖSTERMESİ

Yazı Boyutu
100%

Selam...

Vote ve yorumlarınızı bekliyorum ballarım, iyi okumalar.

"Yirmi ikinci soruyu yaptın mı?" Çınar Hocanın dağıttığı testi çözmekle meşguldük, sınıf hâyli sessiz olsada fısıltılar kaçınılmazdı. Kayra, önündeki kağıdı ters çevirerek söylediğim soruya baktı. "Cevap a şıkkı." Başını benim kağıdıma çevirdiğinde soruya baktı ardından gözleri yüzümü buldu. "Ee doğru yapmışsın." Sıkıntıyla nefesimi verdim. Sağ elimdeki kalemi alt dudağıma bastırdığımda gözlerimi, gözlerine çevirdim. "Biraz uğraştım ama yapamadım, cevabı tamamen sezgisel buldum." Güldüğünde dişlerini gördüm "Sezgisel mi?" Başımı sallayarak onayladım. "Bak şimdi." En arka sırada oturan bedenlerimizin arasındaki mesafeyi azalttı. "Önce parantez içine dokunmayacaksın, işlem önceliğine göre önce parantezin dışındakini içeriye dağıtacaksın." Göz ucuyla bana baktığında test kâğıdından başımı kaldırıp yüzüne baktım ardından soruya döndüm. İşlemi çözmüş gibiydim "Ardından çıkan sonuçları sağa ve sola dağıtarak denklemi sadeleştireceğiz." Usulca başını salladı "Evet bak bu kadar işte, bildiğini biliyordum sadece kafan karışmış." Sağ elimle sol dirseğimi tuttum "Haklısın, ben sadece parantezin bir kısmına dağıtıyordum." "O zaman da cevap 21 çıkıyor." Kağıda bakarak aklından soruyu çözmüştü. "En yakın seçeneği mi işaretledin?" Güldüğünde ben de gülüşümü bastıramadım. "Gülme, gülme ya! Hem senin kâğıdına bakayım." Testin önüne ve arkasına baktığımda hepsi fosforlu kalemle doğru işaretlenmişti. "Henüz Çınar Hoca cevapları vermedi, neden tik attın?" Dudakları gerildiğinde "Doğru olduğuna eminim de ondan." Gururla başımı salladım. "Vay! Başka nelerde iyisiniz Bay Ressam?" Başımı ona yaklaştırdığımda yüzüme yaklaştı. "Fizik, Kimya, Biyoloji. Sana ne lazım?" Sen lazımsın. Sen.. "Bu dersler sayısal öğrencileri için, neden sayısal okumuyorsun?" Sağ elindeki uçlu kalemi çevirmeye başladı. "Aslında sayısalcıyım ve tıp okumak istiyordum ama seninle eşit ağırlık sınıfında kalıp iç mimar da olabilirim. Bunu da seviyorum." Cümlesinin sonuna noktayı koyduğunda gülümsediğimden gözlerim hafifçe kısılmıştı, zil çaldı.

Birbirimizden uzaklaştığımızda Çınar Hocanın sesini duydum "Cevapları diğer ders vereceğim, çıkabilirsiniz." Sınıftan çıktığında öğrencilerden ayaklanan oldu, önümüzdeki sıranın boşalan tek kişilik yerine Oğulcan oturdu. Arkasını dönerek bedenini ve yüzünü bana çevirdiğinde "Nasılsın Mehir?" Dedi. Yanımda oturan Kayra' yı görmezden geliyordu ama durumu toparlamayı niyetliydim. "İyiyiz Oğulcan, sen nasılsın?" Sevimsizce bir bana bir Kayra' nın yüzüne baktı. "Aranızda ne filizleniyor bilmiyorum ama o meymenetsiz Giray' dan daha iyi bir seçim olduğu kesin." Ellerini havaya kaldırarak teslim oluyormuş gibi yaptı. Oğulcan' ın yanımıza oturmasıyla diğerleri de yanımıza gelmeye başladı. Yandaki sıraları bizim sıramıza yaklaştırarak bir grup oluşturdular. Şöyle soldan sağa bakacak olursam, Oğulcan' ın boşalan yanına Batuhan geçti yalnız o Oğulcan' ın aksine masaya oturdu. Oğulcan' ın soluna Defne oturduğunda sevgilisinin yüzüne baktı. Defne' nin yanına çektikleri sırayla İzzet ve Işık oturdu. Işık ile göz göze geldiğimde bana bakmayı sürdürdü ancak ben çanta olayını unutmadığım için başımı çevirerek göz temasımızı kestim. Birgen de yanımıza gelip Işık' a yanaş işareti vermesiyle sırada üç kişi oldular. Onu gördüğüme hem çok şaşırdım hem de çok sevindim. Birgen' e gülümsediğimde gülümsememe karşılık verdi. Kısa bir sessizlik olduğunda grubun dışında duyulan diyalog dikkatimizi çekti. "Ne bu şimdi, bir milyoncudan mı aldın?" Aycan, sırasında otururken sıranın başında ayakta duran Giray, mahcup duruyordu yine de susmadı. "Geçenlerde Sude ile kantinde konuşuyordun, harçlığından olma diye sana ben aldım." Gruptaki herkes şaşkındı kimse böyle bir şeyi beklemiyor olacaktı ki, kimsenin sesi çıkmıyordu.

"Ruja o kadar para vereceğine manikür yaptırsaydın ya." Aycan' ın alaylı sesiyle Sude kahkaha attı ardından Aycan dişlediği dudaklarını bıraktığında kocaman alaylı bir kahkaha attı. Cihan elindeki rujla beraber avuçlarını sıkarak tırnaklarını gizledi, ifadesiz durmaya çalışsada ağlamamak için zor durduğu belliydi. "Sanayide motor yağıyla haşır neşir olunca tırnaktan geçmiyor haklısın." Aycan eliyle ağzını örtsede gülüşünü tekrar gün yüzüne çıkardı "Ruj için sanayide çalışmış ezik, bir dahakine garson falan ol daha az yorulursun."

Kimsenin bu haksızlığa ses çıkarmaması sinirlerimi germişti, hediyeyi almak zorunda değildi ancak hakaret etmeye ne hakkı vardı. "Aycan' cım sen de her gün farklı modellerini taktığın o çakma çantalar yerine bir tane orijinal çanta alabilirsin, hem daha az yorulursun." Aycan, bana döndüğünde yüz ifadesi benden hiç haz etmediğinin kanıtıydı ama ben de ona bayılmıyordum. "Çantalarım zaten orijinal, yeni bir tane almak isteseydim eğer alırdım. Senin gibi milletin sevgilisi için aldığı çantayı çalmıyorum." Alayla güldüğünde oturduğum yerden kalktım "O çantayı ben almadım, sence o çantaya veya ederine ihtiyacım var mı? Babam istersem yüzlercesini alır." "Tabii tabii." Yuvarlak el aynasını avucuna aldığında parlatıcısıyla dudağını renklendirmeye başladı.

Yanımda oturanlara baktım. Kimsenin sesi soluğu çıkmıyordu hatta Işık' ın gülüşünü zor bastırdığına şahit oldum. "Mehir almaz." Kayra' nın cümlesiyle yalnız olmadığımı hissettim ama Işık, ortaya farklı bir tez attı "Niye çalmasın?" "Niye çalsın? Sadece senin bir yıllık okula ödediğin parayla alır o çantayı." İşaret parmağımı göğüs hizamda havaya kaldırdım "Bir dakika a..." Arkadaşlar? Onlar benim arkadaşım değildi, kendileri söylemişti. Aycan' ın sırasına ilerlediğimde masanın üzerindeki çantasına elimi uzattım, çantasını anında kucağına çekerken bana memnuniyetsizce bakıyordu. "Çantanı bir dakikalığına verir misin? Bir şey bakacağım." Çantasına daha çok sarıldı. "Hırsız ellerinle dokunamazsın, bunuda mı çalacaksın?" Kayra, yanıma geldiğinde çantayı Aycan' dan aldığı gibi bana uzattı. Çantanın fermuarını açtığımda içerdeki küçük bölmenin çıt çıtını açtım, tahmin ettiğim şeyin olmasıyla asılsız haberlere yayan yalancıya gülümsedim. "Çantan orijinaldi değil mi Aycan?" Aycan' ın dudakları arasından yalnızca "Ee..." Döküldüğünde bizi izleyen herkese durumu açıkladım. "Bu çantanın orijinalinde içindeki çıt çıtla ayrılan bölmede tasarımcının imzası var, biliyorum çünkü ben de bu çantanın aslından var. Replika çantan güzelmiş Aycan." Çantasını kucağına koyduğumda yerime oturdum, "Replika alarak emek hırsızlığı yaptığın ellerinle tuttuğun çantana dokunduğum için kendimi kötü hissediyorum." Kayra, yanıma gelip yerine oturdu.

"Zorla kendini rezil etti aptal." Batuhan' ın sözlerine herkesin katıldığı yüzlerdeki ifadeden belliydi ancak kimse bu konuda tek kelime konuşmadı.

"Mehir artık bana birini ayarlar mısın?" Oğulcan' ın cümlesiyle şaşırdım zaten görüştüğü biri yok muydu? "Hayal vardı, ne oldu ona?" Anında yüzü düştü. "Sorma ya, baloya bile gelmedi, ekti beni." Dudaklarımı birbirine bastırdığımda hâline üzüldüm. "Hiç bekar arkadaşın yok mu? Bana birini bulamaz mısın?" Düşündüğümden gözlerim tavana odaklandı, aklıma birinin gelmesiyle başımı Kayra' ya çevirdim. O da bana bakıyordu ve sanırım ikimizin de aklında aynı kişi vardı.

• • • •

Okul nihayet bittiğinde sırt çantamı omuzlarıma aldım. Matematik dersinden sonra okulun ilk gününde sahiplendiğim yerime geçmiştim. Başımı sağımda çevirdiğimde Kayra, çoktan yanıma gelmiş, sol elini sol omzumun üzerine koymuştu. Yine bilerek sona kalmıştık, okul nerdeyse boşalmıştı. Boş koridorlarda yürümek daha kolaydı.

Okulun bahçesine geldiğimizde bizim arabalardan birini gördüm. Burda olması çok anlamsızken her duruma karşı tedbirli olmak adına omzumdaki elini ittim. Kayra bana anlamaz gözlerle bakarken gözlerinin içine baktım. "Dikkatli olmalıyım, arabadaki babam olabilir." Sessiz cümlemin ardından arabaya doğru ilerledim. Kayra şüphe çekmeyecek şekilde arkamdan ilerlerken şoför koltuğunun kapısı açıldı. Takım elbiseli siyah güneş gözlüklü adam, arabanın önünden hızla dolandığında arka koltuğun kapısını açtı. İçerisi boştu, tahmin ettiğim gibi babam yoktu. "Buyrun efendim."

Başımı çevirip arkamda bıraktığım Kayra' nın yüzüne baktım. "Biraz bekler misin?" Şoför başını biraz sola çevirerek eğdi, onayı aldığımda Kayra' nın yanına ilerdim.

"Nerde kaldı, bizden erken çıkmıyor muydu?" Sözlerimin ardından kolundaki saate baktı "Çıkmış olması lazım hatta şu anda burda olması gerek." Gözlerimiz okulun bahçesini tararken Tanem' i ilk gören Kayra oldu. "Gördüm, gel yanına gidelim." Kayra' nın peşinde ilerlerken aramızda epey mesafe olsada Tanem' i gördüm. "Tanem' i iyi tanımıyorum ama seni tanıyorum, iyi biri dedin, sana güveniyorum." Gözlerini gözlerime çevirdiğinde niyeti okyanuslarımdan derin sular çekmekti. "Bana güven..."

Tanem ile karşı karşıya geldiğimizde fazla sabırsız duruyordu. "Noldu niye çağırdınız beni?" Kayra, bakışlarını bana çevirdiğinde gözleriyle 'söyle' diyordu, resmen topu bana atıyordu. "Tanem biz bugün Kayra ile sinemaya gideceğiz." Yüzüme bakan gözlerini çektiğinde Kayra' nın yüzüne baktı ancak bu kısa sürdü, gözleri tekrar beni bulduğunda omuz silkti "Ee bana niye söylüyorsun? Beni bunun için mi çağırdınız?" Gülümseyerek başımı salladığımda gerilerek "Aslında senin de gelmeni istiyoruz." Gözleriyle beni tepeden tırnağa süzdü. "Sen sevgilinle gideceksin, aranıza üçüncü kişi olarak beni, niye çağırıyorsun?" Başımı olumsuz anlamda salladığımda gülüşüm kısa süreliğine düştü ama tekrar gülümsemeye çalıştım. "Aslında... Kayra ile ortak bir arkadaşımız var..." Sert bir kız olduğu için sözlerimi seçmem gerekiyormuş gibi hissediyordum. "Nolmuş o arkadaşına?" Belli etmemeye çalışsada gözlerindeki meraklı kız çocuğunu gördüm. İşin içine biraz heyecan katmak istedim. "Seni görmüş beğenmiş, tanışmak isteyince bugün dörtlü takılalım dedik." Dudaklarımı birbirine bastırdım. "Sana telefonda söylemedik çünkü Kayra, öğrenirsen gelmeyeceğini söyledi." Kayra, aniden öksürmeye başladığında dirseğimle onu dürttüm. "Ne dersin, gelecek misin?" Parlayan gözlerle Tanem' e baktım.

Dudağını ısırdığında gözlerini aşağıya çevirdi, sanki yeni fark etmiş gibi üzerindeki okul üniformasını çekiştirdi. "Bu hâlde mi geleceğim? Eve gidip üstümü değiştireyim en iyisi." Tanem, çıkış kapısına doğru ilerleyecekken Kayra, kolunu tuttu. "Onu da düşündük." Açıklamamızı isteyen gözlerle Kayra' nın yüzüne baktığında söze girdim: "Bugün sadece iki seans kaldı, biri kırk beş dakika sonra diğeri akşam yediden sonra. Yedidekine girersek dokuzdan önce çıkmayız, hava zaten beşte kararıyor. O yüzden elimizde sadece bir seçenek kalıyor..."

"Yani?.." Koluna girdiğimde arabanın olduğu yöne yöneldim. "Yanisi şu... Benim evime gidip hazırlanacağız, sonra direkt sinama salonuna gidip bizimkilerle buluşacağız." Başımı sallayarak kendimi onayladım. Umarım kabul ederdi. "Olur mu?"

"Olur." Arabanın önünde geldiğimizde kapıyı açmaya yeltendim ancak yeni şoförümüz benden erken davrandı. "Buyrun." Tanem' e öncelik vermek istediğim için geri çekildim, jestimi anladığında yavaşça arabaya bindi, ardından arabaya bindiğimde Soför, kapıyı kapattı. Hızla arabanın önünden dolandığında yerine geçti ve çok geçmeden arabayı çalıştırdı. "Direkt eve mi geçelim yoksa uğramak istediğiniz bir yer var mı?" İç dikiz aynasından göz göze geldiğimizde başımı olumsuz anlamda salladım. "Eve gidelim. Adınız neydi bu arada?" İnce sayılabilecek dudakları çekildi "İbrahim." Başımı salladım. "Memnun oldum ben de Mehir, biliyorsunuzdur herhalde babam söylemiştir." Gözlerini yola çevirdi "Evet Oktay Bey sizden bahsettiler."

"Mehir." Başımı sol omzumda çevirdiğimde ismimi seslenen Tanem' e baktım. "Söyle canım." "Arkadaşın beni tam olarak nerde görüp beğendi?" Sadece daha yapıcı olmak istemiştim, Oğulcan, Tanem' in ismini bile bilmiyordu. Sözler boğazımdan dökülmüştü bir kere, şimdi kelimelerime kılıf bulmalıydım. "Kayra, ben sen dün yolda karşılaşmıştık, o zaman uzaktan görmüş, bugün erkek arkadaşı var mı diye beni çok darladı." Dudaklarım, gülümsemek veya utançla birbirine baskı yapmak arasında kaldı.

"İyi de niye yanımıza gelip tanışmamış ki?.." "Utanmıştır herhalde orasını ona sorarsın."

Araba kocaman demir kapıyı aştığında bahçe garajına doğru ilerledi. Tanem kendi tarafındaki camdan dışarıya şaşkınlıkla bakıyordu.

İbrahim Abi, görgü kuralları gereği önce Tanem' in kapısını açtı. Benim kapımı açtığında Tanem' in yanına ilerledim, gözlerini yukarı kaldırmış kocaman evi süzüyordu, gülümsediğimde koluna girdim. Bakışları yüzümü bulduğuna "Gel vakit kaybetmeden içeri girelim." Başını salladığında üzerindeki şoku hâlâ atlatamamış gibiydi.

Çantamın içerisinden anahtarlığımı çıkardığımda vakit kaybetmeden kapıyı açtım. İçeri girdiğimizde etrafta pek kimse görünmüyordu, gelen rahatlama hissiyle derin bir nefes aldığımda elini tuttum. Beraber merdivenleri çıktığımızda odama girdik.

Elini bıraktığımda çantamı bir köşeye bıraktım. Gardırobumun kapaklarını açtığımda içeriye göz attım. "Benzer giyinsek senin için sorun olur mu?" "Yok olmaz." Kısık sesinden dolayı yüzümü ona çevirdiğimde her şeye hayretle bakıyordu. Önüme döndüğümde birer siyah kot pantolon çıkardım, aralarındaki fark tonlarıydı.

Bisiklet yaka üstümüze tam oturacak üstlerden siyah olanı elime aldığımda, dolap kapağındaki aynadan Tanem' in vücudunu süzdüm. Benden biraz kilolu olsada kıyafetlerim ona da olurdu. Kendime seçtiğim üsttün beyaz rengini onun için çıkardım. Doğruldum, Tanem' e döndüğümde onun için seçtiğim kıyafetleri uzattım. "Şu kapı banyoya açılıyor, orda giyebilirsin." Başını salladığında banyoya ilerledi "Allah' ım neden bizim evde tek banyo var ve o da bu odanın üçte biri etmiyor." Fısıltılı sesini duysam bile duymazdan geldim.

Banyoya girdiğinde hızlıca üstümü değiştirmeye başladım. Okul eteğimin yerine kot pantolon, hırkamın içindeki gömleğin yerine body geldiğinde Tanem, banyodan çıktı. O da hazır sayılırdı son kez dolaba yöneldiğimde birer ceket çıkardım. Uzattığım ceketi aldığında bakışlarında bir gariplik sezdim ancak ona sormadım, kendi isterse anlatırdı. Giydiğim cekete sıkışan saçlarımı çıkardığımda aynadan kendimi süzdüm. Fena olmamıştım.

"Nasıl olmuşum?" Tanem' e döndüğümde baştan aşağı süzdüm gayet güzel olmuştu. "Çok güzel olmuş... Dur bir saniye." Ceketin dışarıda kalan etiketini içine yerleştirdiğimde ondan biraz uzaklaşarak tekrar süzdüm. "Şimdi oldu." Gözleri yüzümde dolansada gözlerimde durdu. "O beni beğenen çocuk..." Gözlerine baktığımda ne demek istediğini çözmeye çalışıyordum. "Kayra ile senin arkadaşın sanırım orasını anladım, ama anlayamadığım, bana niye yardım ediyorsun?" Cevap vermek için ağzımı açtığımda müsade etmeden devam etti "O gece bekçi beni ararken seni orda bırakmadığım, bisikletime aldığım için değil herhalde." Gülümsemeye çalıştım "Hayır, haklısın tanışalı pek olmadı." Masamdan aldığım parfümü sıktığımda konuşmaya devam ettim. "Ama Kayra ile bir süredir tanışıyoruz. Kayra, senin de arkadaşın değil mi?" Başımı ona çevirdiğimde başını sallayarak onayladı. Kokusunu beğendiğim başka bir parfümü ona uzattığımda aldı. "Kayra, yanlış bir seçim yapmamıştır ona güveniyorum, dolayısıyla sana da. Benden şüphe duyarsan Kayra' nın beni seçtiğini hatırla." Kapıyı açtığımda gülümsedim "Gidelim mi?" Parfümü masaya koyduğunda yanıma geldi. "Bence Kayra çok doğru bir seçim yapmış."

🧩

"Teşekkürler İbrahim Abi." Tanem, arabadan indiğinde peşinden ben de indim. "Sizi kaçta almamı istersiniz Mehir Hanım?" Kararsızlıkla yüzüne baktım "Şu an tam bir saat söyleyemeyeceğim. Numaram sizde var değil mi?" Başını salladığında gülümsedim. "Pekâlâ beni çaldırın öyleyse, numaranızı ben de kaydedeyim ihtiyaç olursa arayacağım." Başını salladı "Hay hay." Telefonuyla biraz uğraştı ardından telefonum titrediğinde ekrandaki bilinmeyen numaraya baktım. "Birazdan kaydederim, iyi günler." "İyi eğlenceler." Arabaya bindiğinde biz de sinema salonuna ilerledik, içeriye girdiğimizde ne Kayra ne de Oğulcan görünürdeydi.

Gişenin ordaki koltuklara ilerleyeceğimizde Kayra, koridorun sonundan çıkageldi. "Ne zaman geldiniz, çok bekletmedik değil mi?" Başımı olumsuz anlamda salladım "Biz de yeni gelmiştik." Aramızdaki mesafeyi azalttığımda neredeyse kulağına konuşmaya devam ettim "Oğulcan nerede? Gelmedi deme sakın." Endişeli sesime rağmen sakin olduğu yüzünden anlaşılabiliyordu, gülerek "Oğulcan da gelmek üzeredir en son kantinin oradaydı." Özellikle Tanem' in duyabileceği şekilde konuşmuştu. Benim yaptığım gibi bana yanaştığında sessizce "Çok güzel olmuşsun." Dedi. Yanaklarımda hissetttiğim yoğun kan akışı, adeta yanaklarımı yakıyordu. "Teşekkürler," fısıltılı sesimin ardından az önce Kayra' nın geldiği koridordan Oğulcan göründü. Elleriyle tuttuğu tepside patlamış mısırlar ve gazozlar vardı. Bir şeyler çiğnediği için ağzı sağa sola kayarken Tanem' i görmesiyle ağzı açık kaldı ve biz de çiğnediğinin patlamış mısır olduğunu görebildik. Hızla yanımıza geldiğinde elindeki tepsiyi kurutulmak ister gibi Kayra' ya uzattı, boşta kalan elini Tanem' e uzattığında: "Merhaba ben Oğulcan, tanıştığımıza memnun oldum." Tanem, uzatılan eli sıktığında başını salladı. "Tanem. Tanem Altun." Gözleri, el ele tutuşurken ayrılmaya niyetleri yoktu ancak Kayra, duvardaki saat sayesinde geçmekte olan zamanın farkındaydı. "Bölüyorum ama film başlamak üzere." Sırıtarak söylediği cümleyle tüm dişleri gözüküyordu, gülüşü güzel olduğu için gülümsememi sağlıyordu. "Hangi filme gideceğiz?" Tanem henüz hangi filme gideceğimizi bilmiyordu.

"Ünlü bir yazarın, neydi ismi?.." Oğulcan hatırlamaya çalıştığı ismi bulmakta zorlanıyordu. "Nazan Ateş?.." Neyseki yardımına Tanem yetişti. "Evet o, Rastlantı adlı romanı yine aynı adla film oldu." Tanem' in aranan ismi tek seferde bulması Oğulcan' ı mutlu etmişti, gülüşüyorlardı. "Çok duymuştum Nazan' ı. Diğer kitaplarını okudum ancak Rastlantı' yı henüz almamıştım." İki numaralı salonun kapısına gelmiş önde Tanem ve Oğulcan arkada ben ve Kayra çift olarak giriyorduk. "Ben de epeydir okumayı istiyordum ama yeni yayın evine geçti, film oldu derken daha fırsatım olmadı." Merdivenleri çıkarken Kayra kulağıma fısıldadı: "Bak ne güzel anlaştılar, birbirlerini tamamlıyorlar." Dudaklarımı mutlulukla birbirine bastırdığımda parlayan gözlerle ona baktım. "Okyanus gözlerine ışıltı için karıştırdığım beyaz boya işe yarıyor." "Alev alev, ateş gibi gözlerine baktığım içindir." Dudakları sola çekildiğinde sağ elini belime yerleştirdi, hâlâ merdivenlerde hâlâ yan yanaydık.

"Çocuklar koltuklarımız burası." Oğulcan devam etti: "Önden hanımlar." 11 numaralı koltuğa oturduğumda Tanem, sağımdaki 10 numaraya yerleşti. Kayra, 12 numarayla sol tarafıma oturdu. Oğulcan ise Tanem' in sağına 9 numaraya kuruldu. Oğulcan içecek için ayrılan bölmelere gazozları koyduğunda mısırları paylaştırdı. Kayra ile ellerimiz birbirine değince gözlerimi gözlerine çevirdim, gülümsüyordu. Ona doğru yaklaştığımda ışıklar söndü ve salon karanlığa boğuldu. Film başlıyordu.

Etrafta koşan askerler varken gülümsedim ancak gülüşüm kısa sürdü çünkü askerlerden biri korkan sivili vurdu. Demek ki bu yazarın bahsettiği karşı taraftı, düşman taraftı. Sahne, savaşı en ince ayrıntısıyla pür dikkat anlatırken parmaklarım koltukların kollarını kavradı. Uçaktan atılan bomba meydana düştüğünde çıkan ses ürkmeme ve dolayısıyla Tanem' in koluna girip sıkı sıkı sarılmama yetmişti. Yumduğum gözlerimi açtığımda usulca Tanem' in yüzüne baktım, şaşkın duruyordu. Beni şaşkınlığa sürükleyen Oğulcan ve Kayra' nın aynı şaşkınlıktan nasiplerini fazlasıyla almalarıydı. Tanem' in kolunu bıraktığımda gerilerek sırtımı koltuğa yasladım. Başımı önce Tanem ve Oğulcan' ın ardından Kayra' nın yüzüne çevirdim. "Ne? Noldu?" Oğulcan, ağzına bir patlamış mısır attığında "Teknik olarak korktuğunda Kayra' nın koluna sarılmalısın. Tanem' i bana bırakırsan sevinirim." Ağzım azıcık aralandığında yüzümü Kayra' nın yüzüne çevirdim, kısık gözlerle imayla bakıyordu. Perdeye baktığımda Akın Barlas, yerde çaresizlikle oturan Anastasia' ya yardım elini uzatıyordu. "Akın Barlas' ım gelmiş." Heyecanlı sesim beklediğimden yüksek çıktığı için salonda bir kahkaha tufanı oluştu. Elimle ağzımı kapattığımda olduğum yerde küçülmek istedim. "Sorun yok Mehir, Akın Barlas yanan bir ateş ona tutuşmamak imkansız." Tanem, ilk kez bu kadar gülümsüyordu. Usulca gülümsediğimde filme döndüm.

• • • •

Film bittiğinde kapanan ışıklar açıldı ardından salon aydınlandı. Birer birer ayaklandığımızda tıpkı geldiğimiz gibi çiftli gruplar hâlinde merdivenlerden indik. "Ee ne yapıyoruz şimdi?" Kayra' nın ortaya attığı soru yanıtsız kaldı. "Mehir, lavaboya gidelim mi?" Çünkü Tanem' in öncelikli isteği vardı. Başımı sallayarak onayladığımda koluma girdi beraber lavabonun yolunu tuttuk. Az zamanımızı alan koridorların ardından içeri girdiğimizde ellerini tezgaha bastırdı. Bana sırtı dönük olsada asılı olan büyük aynadan onu görebiliyordum. Gözlerinden birer damla yaş hızla aktığında onlardan ellerini kullanarak hızla kurtuldu. Musluğu açtığında ellerini yıkamaya başladı, yanına ilerlediğimde elimi omzuna koydum. İsteğim destek olmaktı, yanında olduğumu bilmesi yeterliydi. "İyi misin? Noldu bir anda anlamadım?.." Duvarda asılı olan makineden birkaç peçeteyi hızla çekip çıkardığında ellerini kuruladı. Bana döndüğünde "Film arasında elektrik alamadığını ve başka bir buluşma istemediğini söyledi." Dedi. Dudaklarım hafifçe aralandı "Tanem... Ben gerçekten..." Dudakları titrediğinde titrek nefesiyle konuşmaya başladı: "Sen, beni görüp beğendiğini söylemiştin. Bahsettiğin gün üzerimde kendi kıyafetlerim vardı, şimdi üzerimde senin lüks, marka kıyafetlerin var. Bana ait olmayan parfüm kokuyorum yine senin ve kaliteli." Nefesini verdiğinde devam etti "O günden daha iyiyim ama beğenmediğini söyledi, seni suçlamak istemiyorum ama biri..." "Yalan söyledim." On üç harf, iki kelime süren cümlem Tanem' i şaşırtmaya yetmişti. "Biz... Yani Kayra ve ben, Oğulcan ile olabileceğini düşünmüştük. Oğulcan, seni daha önce görmesede bu buluşmadan haberdardı." Keşke yalan söylemeseydim. "Keşke yalan söylemeseydin." "Ne söylesen haklısın, gerçekten üzgünüm." Soğuk lavabonun üstten yarısı açık camından içeriye giren rüzgar, odayı doldurduğunda vücudum değişen oda sıcaklığına birkaç saniye titredikten sonra ayak uydurdu. "Sadece hayal kırıklığı yaşadım, kendimi kötü hissediyorum..." Sesi sonlara doğru kısılmış yüzü gittikçe buruşmuştu. Sağ elini karnına götürdüğünde hafifçe bastırdı. "İyi misin?" Bir karnına bir yüzüne bakarken dudaklarım tek çizgi hâlini aldı. "Üzüntün midene vurdu değil mi?" Başını salladığında elini karnından çekti ardından ellerini yelpazeymiş gibi yüzünü, boynunu yelledi. "Evet. Ne zaman hayal kırıklığı, üzüntü veya pişmanlık yaşasam direkt midem bulanıyor." Ellerini indirdiğinde rahatlamış görünüyordu. "Senin için yapabileceğim bir şey var mı?" Kararsız görünsede aynadan bana bakıyordu, gözlerim beni izleyen gözlerle denk düştüğünde "Aslında var... Bu gece benimle kalır mısın?" Kaşlarım havaya kalktı. "Ailem başkasının evine gitmeme bile zar zor izin verirken kalmam imkansız..." Çaresizlike nefesimi verdim. "Şimdiye kadar kimsenin evinde kalmayı ne ben teklif edebildim ne de onlar gönderdiler." Bana parlayan gözlerle bakarken "Evde kimse yok, annem şehir dışındaki akrabaların düğününe gitti." Dedi. "Peki baban?" Alt dudağını dişleri arasına aldı ardından "O da herhalde annemin peşinden gitmiştir." "Herhalde?" "Bilmiyorum biraz karışık." Başımı salladım "Anladım."

"Gelecek misin?" Gözleri, gelemeyeceğimi bilmesine rağmen bir umut ışıldıyordu, onu kırmak istemiyordum. "Geleceğim." Gülümsediğinde gülümsedim. Lavabodan çıktığımızda diğerlerinin bizi beklediği yere gittik. "Şimdi ne yapıyoruz?" Dedi Kayra.

"Mehir ile bize geçeceğiz." Tanem, koluma girdiğinde Kayra, önce dolanan kollarımıza ardından gözlerime baktı. "Öyle mi Mehir?" Başımı salladım "Öyle. Hava karardı ama başka bir planın varsa yapalım." Gözlerini, yüzümden çektiğinde ileriye baktı ardından başını olumsuz anlamda salladı.

"Gidelim mi artık?" Oğulcan' ın sabırsız sesiyle kapıdan çıkıp sinema salonundan ayrıldık. Oğulcan, arabasının kilidini tek tuşla açtığında "Gideceğiniz yere bırakayım," dedi. Benim için problem yoktu ancak Tanem, istemeyebilirdi. Ne diyeceğini merakla beklerken yüzüne baktım "Dolmuşla da geçebiliriz sıkıntı yok." Oğulcan kaşlarını çattığında Tanem' in yüzüne uzaylı görüyormuşçasına baktı. "Dolmuş ne?" Kayra, Oğulcan' ın dolmuşu bilmemesine fena bozulmuş duruyordu, kitaplardan öğrendiğim kadarıyla dolmuşun ne olduğunu söyleyecektim ancak Kayra, benden erken davrandı. "Bir şoförü ve genelde 16 yolcu taşıma kapasitesi olan araç." Doğru cevap olsada Oğulcan, memnuniyetsiz görünüyordu, bana döndü. "Şoförünüz Erdal gelsin." Hiçbir şey bilmemesinin verdiği şaşkınlık duygusuyla yere bakan gözlerimi gözlerine çevirdim. "Erdal Abi işten çıktı onun yerine İbrahim Abi var."

"Ablanla çocukluğunuzdan beri sizle değil miydi? Neden bıraktı?" Sağ elimle saçlarımı geriye attım. "Dünyayı gezmek için emekliye ayrılmak isteyince babam izin verdi." Dudakları sağa çekildiğinde ön dişleri göründü. "Ah Oktay Amca... Ne kadar merhametlidir bilirim." Alaylı sesiyle bahsettiği babam olmasaydı Oğulcan' a katılabilirdim.

"Tamam o zaman kızlar itiraz yok, sizi bırakacağım." Tanem' e baktığımda ne kadar hoşnutsuz olsada arabaya ilerledi. Sağ arka kapıyı da ben açtığımda herkes arabaya binmişti. Tanem' in evini tarif etmesiyle kısa sürede evine vardık. Arabadan ineceğim sıra da gözlerim iç dikiz aynasına kaydı, Kayra' nın kızıl yansımalı gözleri okyanus gözlerime değdiğinde gülümsedim. "Teşekkürler Oğulcan. İyi akşamlar Kayra," Sağ elimin parmak uçlarını dudaklarıma değdirip Kayra' ya bir öpücük bahşettim. Şaşkın ifadesiyle yüzü donduğunda gülüşümü bastıramadım, arabadan indiğimde Tanem ile yan yana durarak arabanın ilerlemesi bekledik. Oğulcan, arabanın kornası çalıp gözden uzaklaştığında arkada yalnızca tekerleklerin kaldırdığı tozlar ve biz kalmıştık. Az önce yaşananlar gözümün önüne gelmesiyle kalakaldım. "Tanem, ben az önce ne yaptım?" Şaşkınlıktan ağzım aralanmıştı. "Kayra' ya öpücük attın." Sesi benimkinin aksine gayet keyifli ve imalı geliyordu. Sağ elimin bir kez daha kaldırdığımda dudaklarıma dokundurdum. "Sahi... Öptüm dimi..." Utanmanın etkisiyle yere, yola baktım. Alt dudağımı dişlediğimde Tanem, koluma girdi. "Al yanaklı, seni kurda kuşa kaptırmadan eve geçelim." Dudaklarım çekildiğinde evinin önündeydik. Bej renginde eski bir evdi, lacivert renge boyanmış demir kapıyı anahtarıyla açtığında geçmem için bana yol verdi. "Teşekkürler hanımefendi çok zarifsiniz." Kibarca ona takıldığımda gülüşünü bastıramadı. "Ben ve kibar? Bunu diyen ilk insansın inan." Omuz silktiğimde içeriye geçtim. "Burası salon." Salona kapıdan baktığımızda koridorun ilerisindeki merdivenleri çıktık. "Burası benim odam." Tepkimi merak ettiğini yüz ifadesinden anlayabiliyorken benim dikkatimi yatay şeklinde duvara asılmış çarşaf çekti. "Odan çok tatlıymış ama o duvardaki çarşaf ne için?" Merakıma yenilip sorduğumda gözleri, önce çarşafın asılı olduğu duvara ardından gözlerime baktı. "Umarım öğrenmek zorunda kalmayız." Kafam karışsada bunu şimdilik önemsemedim. "Bak burası benim en sevdiğim yer." Beyaz kapıyı açtığında bizi büyük sayılabilecek bir balkon karşıladı. "Genelde şuraya bir sandalye koyup gazoz içerim." Gülümsediğimde gözlerim hafifçe kısıldı "Kahve de olur aslında." Gülerek: Bana gazoz sana kahve getiriyorum o zaman." Dedi. Başımı sallayarak onayladığımda hızla merdivenlere gitti "Senin evin gibi boğaz manzaralı değil, yola bakıyor ama... Olmayınca olmuyor, kimse ailesini seçemiyor." Üst üste geçirilmiş beyaz kolçaklı plastik sandalyeleri birbirinden ayırdığımda karşılıklı koyup kapı tarafındakine oturdum. Başımı sol omzumda çevirip Tanem' e baktım. "Ben hâlimden memnunum, kahvem şekerli olursa sevinirim." Dişlerini göstererek güldü "Hemen." Balkonun demir korkuluğuna sağ dirseğimi yasladığımda elimi çeneme yasladım. Yukarıdan onu izlediğimi bilmeyen, yalnızca sokaktan geçip giden insanlara baktım. Herkesin hayatı kendine özgü ve başkalarına garip gelecek şekildeydi. Kimin ne yaşadığını ve yaşayacağını bilemediğimiz gibi gizledikleri nasıl yaraları olduğundan da habersiziz.

Görüş açımı kapatan perçemleri başımı sallayarak kenara çektiğimde başımı kaldırarak gökyüzüne baktım. Yıldızlar, İstanbul' un ışık kirliliğine rağmen bu gece harikaydı. Dolunay ise bu gece ayrı parlıyordu sanki, ışıl ışıl gözlerle Ay' a bakarken gülümsedim. Batıl inançlar saçma gelse de denemekten zarar gelmezdi. Telefonumun çaldığını duyunca gözlerimi Ay' dan çekip ceketimin cebine baktım, fermuarı açtığımda telefonumu çıkardım arayan babamdı. Yeşil tuşa bastığımda kulağıma koydum "Efendim Baba?" Nerde olup olmadığımı, kaçta geleceğimi soruyordu. Tanem' i tanımıyordu onu diyemezdim. "Baba ben Oğulcan ile sinemadaydım, eve uğramıştım ama yoktun, iş telefonunu da aradım ancak sana ulaşamadım. Geri de aramadın." Babamı dinlerken ağırca yutkundum. "Anladım Baba, toplantıda olduğun için açamadın." Sesim sonlara doğru kısılmıştı "Keşke bu kadar meşgul olmasan Baba..." Yine kelimeleri yutmamdan, sessiz olmamdan dem vuruyordu. Nedense sadece babamda oluyordu. "Baba." Sanki karşımdaymış gibi gözlerimi kaçırdığımda "Bu gece Oğulcan' da kalabilir miyim?" Babam Oğulcan' ı ve ailesini tanıyordu, üstelik evleri bizim eve çok yakındı. "Hayır baba, tabii ki de ablamın durumundan dolayı bana tanıdığın toleransı suistimal etmiyorum." Son cümlem özellikle sessizdi, Tanem' in duymasından endişeliydim. "Olur baba bir daha emrivaki yapmam. Hoşça kal." Telefonu kulağımdan indirdiğimde Tanem' i fark ettim, üzerine eşofman takımı giymiş içeceklerimizi hazırlamıştı. Kahvemi bana uzattığında yüzümü yaklaştırarak derin bir soluk aldım. "Sağ ol." Kısık konuşsamda hava kararmış olduğundan dışarıdaki insan sayısı azdı, sesim anlaşılmış olmalıydı. "Yüzün düşmüş senin, noldu?" İyi olup olmamamla gerçekten ilgilendiğini görünce "Babama Oğulcan' da kalacağımı söyledim, Oğulcan benim çok iyi dostumdur, babam ancak ona izin verirdi ama yalan söylediğim için kendimi kötü hissediyorum." Kaşları havaya kalktı "Bende kalmana izin vermezdi tabii haklısın." Korkuluktaki elini tuttum. "Ondan değil. Ailelerimiz birbirini tanıyor, normalde babam böyle şeylere izin vermez. Hayatımda ilk kez senin evinde kalacağım düşün." Kahvemden bir yudum aldım, çikolatalıydı. "Şimdi niye izin verdi ki o zaman?" Gazozundan içtiğinde kahve gözlerine baktım. Ailevi problemlerimizi anlatıp can sıkmak istemiyordum. "Biraz ajitasyon yaptım." Gülmeye çalıştım.

Konuyu değiştirmek istiyordum çünkü kötü hissetmeye başlamıştım. "Numaramı vereyim mi? İstediğin zaman konuşuruz." Cebinden telefonunu çıkardığında numara için hazır oldaydı "0212 324 99..." Devamını söyleyecektim ancak şakamı anlamış olacak ki, kahkahaları arasında eliyle dizime vurdu. Kupanın içinde dalgalanan kahveye dökülmesinden endişeyle dikkatle baktım, "Kız sen bana Seda Sayan' ın programda söylediği numarayı söylüyorsun, ben de senin diye yazıyorum." Gözlerimi ona çevirdiğimde güldüm. "Tamam yaz 0512..."

"12 mi? Yine başkasının numarasını verme bak." Munzurca gülümsedim. "Yok on ikinci ayın on ikisi doğum günüm." Gülüşümü bastırmaya çalıştım.

"Tamamdır, dur çaldırayım da numaramı sen de kaydet." Kucağımdaki telefonum titrediğinde kupamı yere koydum, ardından Tanem' in yüzüne baktığımda nasıl kaydetmem gerektiğini çoktan bulmuş hissediyordum.

"Kaydettim." Meraklı gözlerle bana bakıyordu ama sormaya çekinir gibiydi. Aslında söylemeyip onun parlayan gözlerini izlemekte güzel olurdu ama dayanamdım.

"Bir Tanem."

"Bir Tanem mi?"

"Evet."

"Birtanem anlamında mı yoksa Bir Tanem mi?"

"Her ikisi de."

Şaşkın görünüyordu. "Neden şaşırdın? Beğenmediysen değiştirebilirim." Başını olumsuz anlamda sallarken gözleri dolu doluydu. "Hiç. Ailemin telefonunda bile böyle kayıtlı değilimdir. Tabii kaydettilerse." Gözleri dolsada güçlü görünmeye çalışıyordu. "Sen beni nasıl kaydettin?" Burnunu çektiğinde gözlerindeki yaşları itmek için yukarı baktı "Kusura bakma duygusallaştım. Ben seni Dolunay diye kaydettim." "Çünkü Mehir' in anlamı, Ay parçası demek." Aynı anda söylediğimiz cümlenin ikimizde hayretindeydik. Böylesine bir uyumu ikimizinde beklemediği açıktı. Heyecanla telefon ekranını bana gösterdi. Adımın yanında yüzü olan bir dolunay vardı. Gülüş seslerimiz balkonun duvarlarına çarparken yüksek bir ses duyuldu, olduğum yerde irkildiğimde Tanem, şaşırmamış görünüyordu ancak onun da tüm morali bozulmuş gibiydi. Alttaki demir kapı yumruklanırken korkuluklara tutunarak aşağıya baktım. "Tanem, bir adam kapıyı yumrukluyor, noluyor?" Endişeli hissedişim yüzüme yansıyordu, bunu hissediyordum. Tanem' in yüzünde güçlü tutmaya çalıştığı ifadesi, sandalyesinden kalktığında devam etti. "Anahtarı atıyorum baba." Ağzım küçük sayılmayacak bir şekilde aralandığında hayretle "O senin baban mı?!. İyi de neden kapıyı yumrukluyor?" "Açıklamaya vaktim yok." Anahtarı babasına atacakken kolunu tuttum "Yapma. Baban nasıl biri bilmiyorum ama epey kızmış duruyor." "Anahtarı vermem lazım yoksa mahalleyi ayağa kaldırır, insanın babasından utanması ne demek biliyor musun sen? Bilemezsin, şimdi anahtarı atacağım." "Tanem..." Neler olup bittiğini çözemediğimden vücudum zangır zangır titriyordu. "Güven bana." Gözlerimden yaşlar aktığında "Ne?" "Bir kez olsun bana güven." Titreyen elimi kolundan çektiğimde anahtarın yere düşerkenki tok sesi kulağımda çınladı, olduğum yerde kalakaldığımda kolumu tutarak balkondan çıkardı. Tanem' in odasına geldiğimizde duvara asılı olan çarşafın sağına geçerek sabitlediği çivilerden ayırdı.

Çarşafın arkasında kocaman bir pencere, camı kırık ve tamamen boştu. "Atla çabuk." Hayretle ona baktım. "Nasıl atla?" İri gözlerimle bir ona bir cama bakarken yüksekten yere baktım. "Ben burdan atlarsam ölürüm." "Ölmezsin kızım bana şimdiye kadar bir şey olmadıysa sanada olmaz."

"Korkuyorum." Yüzümü elleri arasına aldı. "Canım bak seni anlıyorum ama şimdi burdan gitmemiz lazım." "Tanem!" Uzaktan ama yüksek desibelde gelen kalın erkek sesi, beni bir kez daha irkilttiğinde pencereye oturuyordum. Bacaklarım dışarıda başım sağ omzumun üzerinde çevrili kapıya bakıyordum. "Nerdesin Allah' ın belası!"

"Ah!.." Bedenim yerdeyken hızlıca doğruldum. Tanem, benim aksime rutiniymiş gibi rahatça atladığında elimi tuttu ve mahallenin arasında koşmaya başladık.

Yeterince uzaklaştığımda elimi göğsüme koyup soluklandım. "O adam senin baban mıydı?" Nefes nefese zar zor konuşurken onun da benden kalır yanı yoktu. "Maalesef, annemle düğüne gitmiştir diye umuyordum ama gitmemiş, sarhoşken daha kötü oluyor."

Araya sessizlik girdiğinde konuştum:

"Bu arada insanın babasından utanması nedir bilirim." "Ha?" Anlamadığı belli eden bir nida döktüğünde ben, onu anlayabiliyordum. "Bilemezsin demiştin ya, bilirim." Yüzüme kafası karışmış gibi bakarken bunu normal karşıladım. "Baba demişken babamı arayacağım. Bu gece bizde kalabiliriz." Elime telefonumu aldığımda elimden aldı. Kaşlarım çatıldığında kesinlikle telefonumu geri istiyordum. "Telefonumu verir misin?" Başını olumsuz anlamda sallarken sinirlerimin gerildiğini hissediyordum. "Baban yalan söylediğini anlayacak, başın belaya girecek."

"Önemli değil Tanem. Şu anda gecenin bir yarısı inin cinin top oynadığı bir sokaktıyız. En azından evde, mutsuz ama güvende oluruz." Telefonumu yavaşça uzattığında "Anlamıyorsun... Benim için çok iyilikler yaptın ve başın belaya girsin istemiyorum." Telefonumu cebime koyduğumda merakla "Daha iyi bir fikrin var mı?" Dedim.

"Aslında var. Şu ilerde Kayra onların evi var, orda kalabiliriz." Şaşkınlıktan olduğum yerde kalınca Tanem, parmaklarını yüzümün önünde şıklattı. "Dünya' dan Mehir' e. Mehir, sesimi duyuyor musun?" Başımı salladım. "Duyuyorum ama bu fikri kafandan sil at, gecenin bir yarısı emrivaki gibi olur." Bileğindeki siyah tokayla saçlarını alttan bağladı. "Neden sadece arayıp sormuyorsun?" Başımı geldiğimiz yola çevirince kaçtığımız evi bile göremiyordum. "Oğulcan' ın evine gidelim. Hem yalan söylememiş olurum."

"Mehir biraz anlayışlı ol, Oğulcan daha birkaç saat önce beni istemediğini söyledi. Ben onun evinde nasıl kalayım?" Ağzı aralandı "Tabii ben tek giderim diyorsan buyur. Ben başımın çaresine bakarım, hep baktım." Başlarda zor konuşsada güçlü olması gerektiğini kendine hatırlatmış gibiydi. "Haklısın benim söylediğimde laf şimdi." Telefonumun ekranını açtım. "Napıyorsun?" Merakla telefon ekranıma bakmaya çalıştığında telefonu kulağıma koydum. "Kayra' yı arıyorum."

"Alo Kayra, bu saate arıyorum kusura bakma, seni de uyandırdım." Cevap vermesi için bekledim. "Keşke hep ben uyandırsam... Öyle diyorsun yani..." Sol işaret parmağımı dişlerimin arasına aldığımda sağ ayağımı yere sürttüm. Gözlerimi ayakkabımdan çektiğimde Tanem' i gördüm. Tanem' in varlığını ve neden Kayra' yı aradığımı hatırladığımda elimi ağzımdan çektim. "Kayra, bu gece sen de kalabilir miyiz? Senin için problem olur mu?" Tanem' in özel durumu anlatmadan açıklamak istiyordum.

"Tanem' in babası eve mi geldi?" Tanem' in yüzüne bir kez daha baktığımda durumu anlamış görünüyordu. Canı sıkıldığını anlamamak mümkün değildi. "O biliyor..." Tanem' in fısıltılı sesi her şeyi açıklıyordu.

"Evet." Sessiz konuştuğumda başımı kaldırıp sokağı aydınlatan sokak lambasına baktım.

"Tamam sizi almaya geliyorum." Herkes sessizdi geceye ayak uyduruyorduk. "Bizi almaya geliyormuş." "Gerek yok, evin önünde sayılırız zaten." Bana bakmadan önündeki yola bakıyordu. "Gerek yokmuş Kayra, geldik sayılır." Telefonu kapattığımda yürümeye başladık. İkimizden de çıt çıkmıyordu.

Beyaz renkli bir evin önüne gelince durdu "İşte burası sevgilinin evi." Gözlerim ilk kez gördüğü evi incelemeyi bırakıp Tanem' e baktı "Sevgili değiliz, şu an birbirimizi tanımaya çalışıyoruz." "Henüz," dediğinde ilerlemeye başladı, onu takip ettiğimde dış kapının önünde pijamalarıyla bekleyen Kayra' yı gördüm. Üstündeki siyah tişört vücudunu tamamen sardığında kasları belli oluyordu. Altındaysa açık mavi çizgili bir kıyafet vardı. Yanına vardığımızda kollarımı boynuna sardım, kollarını belime doladığında beni sarıp sarmalamıştı.

Ayrıldığımızda beni boydan uca süzdü "Neden üzerine rahat bir şeyler giymedin?" Başını Tanem' e çevirdiğinde "Selam," dedi. "Üzgünüm Mehir, sana kıyafet vermeyi tamamen unutmuşum." Elimi enseme götürdüğümde "Önemli değil, ne yapalım sağlık olsun." Gülümsemeye çalıştığımda mahcup bir ifadeyle "Ama sen çıkardığım kıyafetleri bile yanıma almam için bir bez çanta vermeyi bile akıl etmişken... Çok düşüncesizim özür dilerim." Cevap vermek için ağzımı açmıştım ancak Kayra, benden önce davrandı "Ben sana rahat bir şeyler veririm. Hadi ayakta kaldınız içeri geçin."

İçeriye girdiğimizde Kayra, "Tanem, sen annemin yanında uyu." Yüzünü bana çevirmiş konuşacakken Tanem "Baban ne olacak?" Dedi. Tekrar Tanem' e baktığında "Babam bu gece mesaiye kalacak. Anlayacağın rahat olabilirsin." "Pekâlâ iyi geceler." Koridorda ilerleyip açtığı odanın kapısını ardından kapattı. "Mehir sen gel benimle." Diğer odaya önde o arkada ben olarak gittiğimizde merakla sordum "Tanem, o odanın annenlerin odası olduğunu nerden biliyordu?" Dolabından kıyafet seçerken siyah bir tişörtü çıkardı " Çünkü evde topu topu iki oda var ve babası ilk kez sarhoş olmuyor. Anlayacağın daha öncede başı belaya girmişti." Çıkardığı siyah tişörtü ve kırmızı çizgili pijamayı uzattığında "Ben dışarıdayım giyinince haber verirsin." Başımı sallayarak onayladığımda odadan çıktı. Üzerimdekilerden kurtulduğumda onları sandalyenin üzerine koydum. Kayra' nın bana verdiklerini giydiğimde kokusu burnuma doldu. Tişörtün yakasını hafifçe kaldırdığımda burnuma götürdüm. Tıpkı onun gibi kokuyordu. Üzerimdeki tişört ona tam olurken bana epey büyük olmuş, dizlerime kadar örtüyordu. Kırmızı altlık belimden düşer gibi olsada ara sıra belinden yukarı çekiyordum. "Hazırım." Odaya girdiğinde beni süzdü "Yakışmış..."

"Sağ ol, teşekkür ederi..." altımdaki pijama düşüp bilek hizama geldiğinde başımı öne eğdim. Başımdan aşağı kaynar sular dökülmüş gibi hissederken utançtan başımı kaldırıp yüzüne bakamıyordum. Hemen eğilerek pijamayı tekrar üzerime geçirdim. Göz ucuyla ona baktığımda gülüyordu. Ona kötü olmasını umduğum bakışlar attığımda gülüşünü bastırmaya çalıştı. "Pekâlâ sen burda yat, ben koltukta uyuyacağım." Tekli yatağını süzdüğümde "Seni de yatağından ediyorum ama..." "Bir şey olmaz, sen keyfine bak. İyi geceler." Gülerek odadan çıktığında kapalı kapıya çatık kaşlarımla bakıyordum.

"İyi gecelermiş."

Yatağa uzandığımda yorganı tamamen üzerime çektim. Off... Utançtan öleceğim...

Başımı çevirerek burnumu yastığa yaklaştırdım ardından gözlerimi yumdum. "Her yer Kayra kokuyor... Bu gece uyuyabilirsem başka bir şey istemiyorum."

Bölüm sonu...

Sizden bir isteğim var, kitabımızın daha çok duyulması ve daha fazla kişiye ulaşmaşmamız için kitap hakkında paylaşım yapar mısınız? Yaptığınız gönderileri beğenip, yorum yapıp tekrar paylaşacağım. Yeterki etiketlemeyi unutmayın😅🤍

Kitaplarım hakkındaki gelişmeleri öğrenmek için sosyal medya hesaplarımı takip edebilirsiniz.

İnstagram: nazanatees

X:NazanAtes0

Kendinize iyi bakın, hoşça kalınn...